Hayat boyunca hep bir şeylerin “en iyisini” isteriz.
En iyi işi, en iyi evi, en iyi arabayı, en iyi üniversiteyi, en iyi makamı, en iyi insanı… Çocuklarımız için de hep en iyisini isteriz. Daha iyi bir gelecek, daha iyi bir eğitim, daha iyi bir hayat…
Ama acaba gerçekten ihtiyacımız olan her zaman “en iyi” olan mıdır?
Belki de hayatın bize öğrettiği en önemli gerçeklerden biri şudur:
İyisi değil, hayırlısı olsun.
Çünkü insan geleceği göremez. Bugün çok istediğimiz bir şeyin yarın bize ne getireceğini bilemeyiz. Bazen büyük bir fırsat gibi gördüğümüz bir kapı, ardında büyük bir sıkıntı barındırabilir. Bazen de kapanan bir kapının arkasında, o gün fark edemediğimiz bambaşka bir güzellik vardır.
İnsan çoğu zaman bugüne bakarak karar verir. Oysa Rabbim, yarını da hesaba katar.
Bir iş başvurusunda bulunuruz ve kabul edilmek isteriz. Kabul edilmezsek üzülürüz. Bir yere tayin olmak isteriz, gerçekleşmeyince hayal kırıklığı yaşarız. Bir insanın hayatımızda olmasını isteriz, yollarımız ayrılınca bunu bir kayıp olarak görürüz.
Sonra yıllar geçer.
Ve bazen dönüp baktığımızda şunu söyleriz:
“İyi ki olmamış.”
İşte hayatın garip tarafı da burada başlar.
O gün bizim için büyük bir hayal kırıklığı olan şey, yıllar sonra büyük bir iyiliğin başlangıcı olabilir.
Her istediğimiz bizim için iyi olmayabilir
İnsan istemeyi bilir ama her zaman neyin kendisi için iyi olduğunu bilemez.
Çünkü bizim bilgimiz sınırlıdır.
Bir olayın yalnızca bugünkü yüzünü görürüz. Oysa o olayın birkaç yıl sonra hayatımızda nasıl bir sonuç doğuracağını bilemeyiz.
Bir tercih yaparız ve onun doğru olduğuna inanırız. Fakat hayat bazen bizim planlarımızı değiştirir.
İşte bu yüzden “hayırlısı olsun” demek, aslında insanın kendi sınırlarını kabul etmesidir.
“Ben elimden geleni yapacağım ama sonucunun ne olacağını bilmiyorum.”
Bu, çaresizlik değildir.
Tam tersine, insanın hayat karşısındaki olgunluğudur.
Bazen kaybetmek kazanmaktır
Hayatta bazı kayıplar vardır ki ilk anda canımızı yakar.
Bir fırsatı kaçırmak…
Bir sınavı kazanamamak…
Bir işe girememek…
Bir ortaklığın bozulması…
Bir ilişkinin bitmesi…
Bir makamı elde edememek…
O anda bunların her biri bize başarısızlık gibi görünebilir.
Fakat hayat yalnızca bugünden ibaret değildir.
Bazen kaybettiğimizi düşündüğümüz şey, aslında bizi daha büyük bir yanlıştan korumuştur.
Bazen ulaşamadığımız bir makam, bizi taşıyamayacağımız bir yükten kurtarmıştır.
Bazen gerçekleşmeyen bir plan, bizi hiç düşünmediğimiz başka bir yola yönlendirmiştir.
Ve bazen hayatımızdan çıkan bir insan, bize kendimizi yeniden tanıma fırsatı vermiştir.
Bu nedenle her kaybı yalnızca kayıp olarak değerlendirmek doğru değildir.
Bazı kayıplar, hayatın bizi koruma biçimidir.
“En iyi” ile “en hayırlı” aynı şey değildir
Modern hayat bize sürekli “daha iyisini” istemeyi öğretiyor.
Daha çok kazan.
Daha büyük evde yaşa.
Daha yüksek makama çık.
Daha pahalı arabaya bin.
Daha fazla tanın.
Daha çok takipçin olsun.
Daha başarılı ol.
Ama bütün bunların arasında çok önemli bir soruyu unutuyoruz:
“Bunların hangisi benim için hayırlı?”
Çünkü bir şeyin büyük olması, onun iyi olduğu anlamına gelmez.
Bir makam yüksek olabilir ama huzur getirmeyebilir.
Bir kazanç büyük olabilir ama insanın karakterinden götürebilir.
Bir başarı çok parlak görünebilir ama aileden, sağlıktan veya hayattan çalabilir.
Bir insan herkes tarafından çok değerli görülebilir ama sizin hayatınız için doğru insan olmayabilir.
Demek ki mesele sadece “daha iyi” olanı bulmak değildir.
Mesele, bizim için gerçekten hayırlı olanı fark edebilmektir.
İnsan plan yapar, hayat kendi yolunu çizer
Elbette bu söz, insanın hiçbir şey yapmaması gerektiği anlamına gelmez.
Tam tersine, insan çalışmalı, plan yapmalı, mücadele etmeli ve elinden gelenin en iyisini ortaya koymalıdır.
Fakat bütün bunları yaptıktan sonra sonucun her zaman kendi istediği gibi olmayabileceğini de kabul etmelidir.
Çünkü hayatın tamamı bizim kontrolümüzde değildir.
Bazen ne kadar iyi hazırlanırsak hazırlanalım sonuç istediğimiz gibi olmaz.
Bazen çok hak ettiğimizi düşündüğümüz bir şeyi elde edemeyiz.
Bazen hiç beklemediğimiz bir anda güzel bir kapı açılır.
İşte insanın huzuru biraz da burada başlar.
Çabalamak bizim görevimizdir; sonucu kontrol etmek ise her zaman bizim elimizde değildir.
Bu ayrımı anlayabildiğimizde hayata karşı öfkemiz de azalır.
Belki de huzur, her şeyi istemekten vazgeçmek değil; sonucu kabullenebilmektir
Hayatta istediğimiz her şey gerçekleşseydi gerçekten mutlu olur muyduk?
Bundan emin değilim.
Çünkü insanın istediği her şeyin gerçekleşmesi, insanın her zaman doğru şeyi istediği anlamına gelmez.
Bugün çok istediğimiz bir şeyin birkaç yıl sonra bizim için ne kadar yanlış olduğunu anlayabiliriz.
Bu nedenle “hayırlısı olsun” demek, hayallerimizden vazgeçmek değildir.
Hayal kurmaya devam ederiz.
Çalışmaya devam ederiz.
Mücadele ederiz.
Ama sonunda şöyle diyebiliriz:
“Ben elimden geleni yaptım. Bundan sonrası hayırlısı olsun.”
Bu cümlede büyük bir teslimiyet vardır.
Ama aynı zamanda büyük bir huzur da vardır.
Hayatın bütün cevaplarını bugün bilmek zorunda değiliz
Bazen hayatımızda meydana gelen bir olayın neden olduğunu anlamayız.
“Bu neden benim başıma geldi?” diye sorarız.
Belki de cevabını hemen bulamayız.
Fakat bazı cevaplar bugün değil, yıllar sonra gelir.
Bugün anlam veremediğimiz bir olayın anlamını zaman gösterebilir.
Bugün bizi üzen bir kararın bizi hangi tehlikeden uzaklaştırdığını yıllar sonra anlayabiliriz.
Bu yüzden hayatın her sayfasını okuduğumuz anda anlamlandırmak zorunda değiliz.
Bazı sayfaların anlamı, kitabın ilerleyen bölümlerinde ortaya çıkar.
Son söz
Hayat bize her zaman istediğimizi vermeyecek.
Bazen kazanacağız, bazen kaybedeceğiz.
Bazen kapılar açılacak, bazen kapanacak.
Bazen çok istediğimiz şey gerçekleşecek, bazen olmayacak.
Ama belki de bütün bunların içinde kendimize söylememiz gereken en güzel cümlelerden biri şudur:
“İyisi değil, hayırlısı olsun.”
Çünkü insanın gözü bugünü görür, aklı geleceği hesaplamaya çalışır ama hayatın bütün ihtimallerini bilmek mümkün değildir.
Bu yüzden isteyelim, çalışalım, mücadele edelim.
Ama her şeyden önce gönlümüzden şu cümleyi eksik etmeyelim:
Rabbim, benim istediğimi değil; benim için hayırlı olanı nasip etsin.
Çünkü bazen en güzel şey, istediğimiz şey değildir.
En güzel şey, bizim için hayırlı olandır.

